Cuma, Temmuz 03, 2009

1,5 yaşında

5 yorum
mütemadiyen muzırlık peşinde koşan, en sevdiği şey etrafı karıştırmak olan, sürekli bizi gıdıklamak isteyip peşimizde gıdı gıdı diye dolanan, birşeyi yapmayı beceremeyince kızan ama çabuk unutan, yediği herşeyi bizimle paylaşmak isteyip ağzımıza doğru uzatan, kafama sandaletle vurup sonra yanağımdan öpen (bugün oldu bu), babasını hala yatakta istemeyen ve uyku vakti gelince bir an önce yatağı terketsin diye en şirin haliyle ona hızlı hızlı el sallayan, minik beyaz elleriyle gelip gelip yüzümüzü okşayan, sabahları anne! nidasıyla üstüme atlayıp sarılan, sarı saçlı gülen gözlü huysuz cücemiz

bugün

tam

1,5 yaşında :)

Çarşamba, Temmuz 01, 2009

dengeler

3 yorum
bebeler bu yaşta pek şeker oluyorlarmış. yani 1,5 civarı. dagıl dugul yarım yamalak konuşmalara bayılıyoruz ailecek.
en çok da ona sorulan herşeye ciddi ciddi cevap vermesine gülüyoruz. her şey hakkında cevabı var kendisinin. onay veriyor mütemadiyen kafasını sallayarak. istemediği şeylere de anında bir ı-ıh çekiyor tabi.
annem koluna saat çizmiş onun geçenlerde. şimdi saati sorunca direkt tombalacık beyaz bileğine bakıp üç diyor. onu da z. teyzesi öğretmiş.
yazlıkta çok ama çok mutlu oluyor. fakat karışanımız görüşenimiz fazla orada da. annem, babam ve anneannem, üçü de mütemdiyen birşey söylüyorlar ya bana ya efe'ye. aman düşer, ay üstünü ıslattı, vay havuzun suyu soğuk... sıkılıyorum.
bence çocukları rahat ve kendi haline bırakmak gerek. odağını bozmayıp ona fırsat tanımak çok ama çok önemli. başka türlü kendine güveninin eksik olacağını düşünüyorum. yani bağımlılık ve müdahale arttıkça, o çocuktan bazı şeyleri çalıyoruz aslında. en ama en önemlisi çocuğun kendine güvenmesi bence. bunu asla sarsmamak lazım...
neyse, ben de bu üçlünün yanında bir cool kalıyorum ki sormayın. bırak yapsın, tırmansın noolcak, bişey olmaz... böyle deyince de kızıyorlar bazen :) en güzeli duymamak sanırım. ya da hı hı deyip geçmek.
annelik zor zanaat.
zanaat değil aslında, sanat resmen.

Pazartesi, Haziran 29, 2009

muhattap

3 yorum
bugün döndük şehire. güzel bir haftasonu geçirdik anne-baba-oğul. çok sarıldık, çok öpüştük, bol bol koklaştık. tatil modunda hasret giderdik. kumsalda yürüyüşe çıkıp midye topladık, ufaktan yüzmeye çalıştık, hatta ayaklarımızı çırpmayı öğrendik.

özellikle baba-oğul pek keyifliydiler tüm haftasonu. gece uykudan önce kitap okuma seansını benden kaptı hatta baba. cumartesi akşamı baktım uzun uzun pisi kedi okunuyor yatak odasında. şöyle bir kulak kabarttım ne okuyor bu kadar diye zira bu pisi kedilerde toplam 10 kelime falan oluyor.


neyse, kulağıma çalınan sözler şunlardı:


-pisi kedi gelmiş ve efe'ye hadi beraber oynayalım demiş. efe de ona ben seninle muhattap olmuyorum demiiiiş....

-!!!!??????


yıkıldım orda gülmekten, hemen gidip ısırdım onları.

böyle de manyak bi aileyiz.

Perşembe, Haziran 25, 2009

başlık for sugibi no.1

3 yorum
forgesta vesnos sefrada
de albiam presidente
ce al pueblokin kunsturya
um çile genti ferenteeeeeeeeee

şeklinde yıllardır içimden söylediğim inti illimani şarkısının sözlerini an itibariyle öğrenmiş bulunuyorum.

şöyleymiş;

Porque esta vez no se tratade
cambiar un presidente,
será el pueblo quien construya
un Chile bien diferente.

:))

hey gidi çocukluk, hey.

Çarşamba, Haziran 24, 2009

3 yorum
şşşttt! bağa bah :)

şimdi bizim bi arkadaşın temmuz'un 25'inde cunda'da düğünü var. mutlaka gitmek istiyorum ben.
ama kuru kuru ayvalık yapıp gelmek olmaz o kadar yol tepmişken.
kafamı toplayamıyorum ki bi plan yapayım oralarda pazar ve pazartesiyi de kapsayan.
hemi de valla sadece kocayla yapılacak o plan.
kaz dağları mı? çeşme mi?
nereye gitsek ki ne?

Salı, Haziran 16, 2009

5 yorum
yazlıktaydık haftasonu. güzel geçti valla. pzts. de çalışmıyorum ya, iyice güzeldi.
hava netameli olmasına rağmen havuza neyin girdik, eski dostlardan bazılarıyla eskisi gibi içtik, güzelleştik. aman ne iyi geldi votka-portakal bana. gürbüz bile içince pek süper buldu beni. tabi sorumluluk duygusu yerlerde sürünüyor ve mütemadiyen kikirdiyorum, daha ne istesin adam. yoksa normalde ciddi biriyim bayağı. uyuz ve kılım.
neyse, biz böyle eğlendik yazlıkta işte. efe de kumda oynadı. havuz çok soğuk geldi paşanın poposuna, girmek istemedi.
anneannem de oradaydı. çok seviyor efe'yi. bizimki de kim öğrettiyse habire gidip elini öpüyor onun. canciğer kuzu sarması durumları. unutmadan, anneannemin efe'ye yakıştırdığı enteresan lakaplar: çepel, yanıç, kırço.
çepel küçük çalı çırpı, yanıç küçük bir hayvan türü, kırço da sarışın demek kendi dilinde onun. çok komiğime gidiyor bu laflar, habire söyleyip gülüyoruz. bizim kırço da lafların hakkını veriyor tabi.

Çarşamba, Haziran 10, 2009

6 yorum
nedense bugünü cuma sanıyorum ben. dün de öyle sanmıştım. zihnim, tatil arzumu kullanarak bana oyunlar oynuyor. çok ama çok fazla tatile çıkasım, denize giresim, vücudumu güneşe seresim var.
ve gürbüz'ün yoğun iş sezonu sebebiyle ağustosun son haftası tatile çıkıyoruz biz :( nasıl dayanıcam bilemiyorum.
neyse ki yazlık kurtarıcı. bu sene marmara denizinin artık balçık kıvamına gelmesinden dolayı bir adet havuzumuz da oldu. 74 hanelik siteye nasıl yetecek bilmiyorum ama benim için hava hoş. nasılsa erken uyanıyorum sabahın köründe girerim olmadı, napiim. (görmemişin havuzu mevzuu)
efoş da yazlıkta anneanneleriyle kalacak arada. dadıya da alıştı bayağı, sorun olacağını sanmıyorum. biz de cumadan gidip pazartesi akşamüstü dönecek şekilde ayarlıyoruz kendimizi. efesiz ev çok boş gelecek ama, onun orada çok eğleneceğini ve her açıdan gelişeceğini biliyorum elbet. ön ve arka bahçedeki anlamsız bitkileri söktürüp ful çim yaptırdık ayacıkları çim yüzü görsün diye cücenin. sonra deniz, havuz, bisiklet, kediler, çiçekler, anneannenin lezzetli yemekleri, ful ilgi, şımartacak bir ev dolusu insan... ben de efe olmak istedim şimdi :P