bebeler bu yaşta pek şeker oluyorlarmış. yani 1,5 civarı. dagıl dugul yarım yamalak konuşmalara bayılıyoruz ailecek.
en çok da ona sorulan herşeye ciddi ciddi cevap vermesine gülüyoruz. her şey hakkında cevabı var kendisinin. onay veriyor mütemadiyen kafasını sallayarak. istemediği şeylere de anında bir ı-ıh çekiyor tabi.
annem koluna saat çizmiş onun geçenlerde. şimdi saati sorunca direkt tombalacık beyaz bileğine bakıp üç diyor. onu da z. teyzesi öğretmiş.
yazlıkta çok ama çok mutlu oluyor. fakat karışanımız görüşenimiz fazla orada da. annem, babam ve anneannem, üçü de mütemdiyen birşey söylüyorlar ya bana ya efe'ye. aman düşer, ay üstünü ıslattı, vay havuzun suyu soğuk... sıkılıyorum.
bence çocukları rahat ve kendi haline bırakmak gerek. odağını bozmayıp ona fırsat tanımak çok ama çok önemli. başka türlü kendine güveninin eksik olacağını düşünüyorum. yani bağımlılık ve müdahale arttıkça, o çocuktan bazı şeyleri çalıyoruz aslında. en ama en önemlisi çocuğun kendine güvenmesi bence. bunu asla sarsmamak lazım...
neyse, ben de bu üçlünün yanında bir cool kalıyorum ki sormayın. bırak yapsın, tırmansın noolcak, bişey olmaz... böyle deyince de kızıyorlar bazen :) en güzeli duymamak sanırım. ya da hı hı deyip geçmek.
annelik zor zanaat.
zanaat değil aslında, sanat resmen.